1990 yılında küçük bir çini atölyesiyle başlayan yolculuğumuz, bugün köklü çini işletmelerinden biri olarak devam etmektedir. Kurucumuz Yasemin Hocamız, İznik Güzel Sanatlar üniversitesindeki eğitiminin ardından OSmanlı'dan kalma reçeteler ve modern tekniklerle harmanladığı özgün üretim sürecini geliştirmiştir.
Osmanlı saray çinilerinin altın çağını yeniden canlandırma tutkusuyla yola çıktık. Her eserde, 16. yüzyıl İznik çinisinin şeffaf sırı, canlı renkleri ve eşsiz desenleri yeniden hayat bulmaktadır. Kurşunsuz mineral pigmentler, geleneksel ahşap tornalar ve özel sır formüllerimiz; bizim imzamızdır.
Türkiye'nin dört bir yanından ve 30'dan fazla ülkeye ihraç ettiğimiz eserlerimizle, İznik'in adını dünyaya taşımaya devam ediyoruz. Her parça, sadece bir ürün değil; Osmanlı medeniyetinin yaşayan bir tanığıdır.
Her İznik çinisi, onlarca yıllık birikimle elde edilmiş teknik bilgi ve titiz el işçiliğinin ürünüdür.
Ege'den getirilen özel kil ve mineral pigmentler titizlikle seçilir, analiz edilir.
Geleneksel ahşap torna ve elle şekillendirme yöntemiyle her parça özgün formunu alır.
Usta boyacılarımız, mineral pigmentlerle geleneksel motifleri ustalıkla işler.
Özel sırla kaplanan eserler, 900°C'de saatlerce pişirilir; renkleri kalıcı hale gelir.
Her eserin arkasında, yıllarca çini sanatına gönül vermiş usta ellerin emeği yatmaktadır.
İznik Güzel Sanatlar Vakfı mezunu olan Mehmet Bey, 40 yıllık deneyimiyle İznik çinisinin yaşayan hafızasıdır. Babasından öğrendiği teknikleri üçüncü nesle aktarmaktadır.
25 yıllık boyama deneyimiyle özgün lale ve karanfil desenleri konusunda uzmanlaşan Fatma Hanım, koleksiyonumuzun imza eserlerinin yaratıcısıdır.
Her ürünün kalitesini bizzat denetleyen Hasan Bey, çini mühendisliği konusundaki 20 yıllık bilgisini müşterilerimize en yüksek kaliteyi sunmak için kullanmaktadır.
Kalite Yönetim Sistemi Sertifikası
Geleneksel El Sanatları Tescil Belgesi
İznik Güzel Sanatlar Vakfı Aktif Üyeliği
AB Standartlarına Uygun Güvenli Sır Kullanımı